Kişilik bozuklukları : Antisosyal kişilik
Bir kişi davranışlarıyla diğerlerini ve tüm toplumu rahatsız edip zarara sokuyor, bu davranışlarından dolayı herhangi bir suçluluk veya pişmanlık duymuyorsa, birey kişilik bozukluğu göstermektedir. Kişilik bozzuklukları sürekli suç işleyen, cinsel yönden normaldışı davranış gösteren ve uyuşturucu madde kullanan kişilerde gözlenir.
Kişilik bozukluklarından en çok üzerinde durulan psikopat ya da sosyopat adıyla bilinen anti-sosyal kişiliktir. Araştırmalar, bu kişilik bozukluğunun 5-6 yaşlarında ortaya çıkmaya başladığını gösterir. Sosyopat tamamiyle bencil, kendi çıkarları, o anki zevki ve doyumundan başka hiç bir şey düşünmeyen bir kişidir. Hiç kimseye bağlanmaz, hiçbir şeye karşı sorumluluk hissetmez.
Bu kişiler aklına geldiği gibi hareket eden (impulsive) kişilerdir ve engellenmeye tahammülleri yoktur hiçbir kural ve yasa tanımadan hemen bencil davranışlarını ortaya koyarlar. Yaptıkları hiç bir hareketten, verdikleri zarardan suçluluk veya pişmanlık duymazlar. Çok çabuk sıkılırlar ve sürekli heyecan ararlar.
Normal zekalı psikopatların önemli özelliklerinden biri kendilerini kolaylıkla sevdirebilmeleridir. Zeka derecesi yüksek olan psikopat kolay kolay yakalanmaz ve yakalandığı zaman herkes bu kimseden böyle bir davranış beklemediğini ifade eder. Zeka derecesi düşük psikopatlar kolayca yakalanırlar.
Amerika'da hapis cezasına çarptırılan suçluların %50 sinin sosyopat/psikopat olduğu bilinmektedir. Bu kişiler üzerinde yapılan araştırmalar göstermektedir ki, zeka derecesiyle kişinin saldırganlık derecesi arasında bir ilişki vardır. Sosyopatın zeka seviyesi düştükçe suç oluşturan davranış ve saldırganlık derecesi artmaktadır. Yüksek zekalı sosyopatlar açık saldırgan davranışlarda bulunmazlar. Bu tip insanlar daha örtük yollardan para ve güç kazanmak için yasal olmayan işler çevirirler. Bazıları hiç yakalanmadan büyük servet kazanır, iyi mevkilere ulaşırlar. Zarar verdikleri insanlar umurlarında bile değildir...
Bir toplum demokratik düzenden uzaklaşıp, totaliter düzenle idare edilmeye yönelince, ordu veya kudreti elinde bulunduran tek parti içinde sosyopat kişilikler, diğerlerini ekarte ederek zamanla kudret ve icra mevkiine geçerler; Hitler ve Stalin böyle yöneticilere örnek olarak gösterilebilir. Normalin altında zekası olanlar, büyük bir olasılıkla, gösterdikleri saldırgan davranışlar sonucu erken yaşta öldürülürler.
Sosyopatlığın altında yatanlar nelerdir? Araştırmalar kalıtımın bir faktör olabileceğini göstermektedir (Martin 1981). Fakat kalıtımın etkisi, şizofreni, duygusal bozukluklar ve alkolizmde görüldüğü kadar kuvvetli değildir. Syndulko (1978) sosyopatların, EEG beyin dalgalarının normal kişilerinkinden farklı olduğunu gözlemiştir. Bu farklılığın altında yatan faktörün ne olduğu konuşunda henüz bir şey söyleyebilecek durumda değiliz. Belki de temelde genetik bir bozukluk vardır.
Sosyopatların büyük bir çoğunluğu erkektir ve onların aile yaşantıları incelendiğinde şu özellikler görülür: Anne -baba çocuğu gelişigüzel yetiştirir, ne zaman ödül ne zaman ceza verileceği belli değildir. Babaların çoğu antisosyal davranışlar gösterir (Robbins, 1966; Robbins 1978). Bu tür gözlemler doğal olarak aklımıza kalıtım ve çevre tartışmasını yeniden getirir: Babanın etkisi, kalıtımla mı geçer yoksa öğrenme yoluyla mı? Bu soruya şu anda kesin bir cevap verecek kanıtlar yoktur...
Felsefe kolu