Atatürk İlkeleri

 

Cumhuriyetçilik

Kemâlist devrimler siyasî bir devrim niteliğindedir. Çokuluslu bir İmparatorluktan Türkiye ulus devletine geçilmiş ve modern Türkiye'nin ulusal kimliği ortaya çıkmıştır. Kemâlizm Türkiye için yalnızca Cumhuriyet rejimini tanır. Kemâlizm insanların arzularını yerine getirebilecek tek rejimin cumhuriyet rejimi olduğuna inanır.

 

Halkçılık

Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Kemâlist Devrim ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşımaktaydı. Bu devrim seçkin bir grup tarafından genel olarak halka yönelik bir biçimde gerçekleştirilmişti. Atatürk çeşitli ortamlarda Türkiye'nin gerçek yöneticilerinin köylüler olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan çok bir hedef niteliğindeydi. Gerçekte, halkçılık ilkesi için yapılan resmî açıklamada Kemâlizmin sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf farklılıklarına karşı olduğu ifade edilmekte ve hiçbir bireyin, ailenin, sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmadığı belirtilmekteydi. Kemâlist ideoloji aslında, Türk vatandaşlığı olarak ifade edilen bir fikre dayanmaktaydı. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri onların daha fazla çalışmaları için gerekli psikolojik teşviki sağlayacak, birlik fikri ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olacaktı.

 

Laiklik

Kemâlist laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına gelmiyor, ayrıca dinin eğitim, kültürel ve yasal konulardan da ayrılması anlamını taşıyordu. Laiklik, düşünce özgürlüğü ve kuruluşların din etkisinden bağımsız olmaları anlamına geliyordu. Böylece, Kemâlist devrim ayrıca laik bir devrimdi. Kemâlist devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri de laikliğe ulaşılmış olması nedeniyle gerçekleştirilebilmiştir. Kemâlist laiklik ilkesi Tanrı karşıtı bir ilke değildi. Bu akılcı ve dini siyaset dışında tutan bir ilkeydi. Bu Kemâlist ilke aydınlanmış İslâm'a değil, çağdaşlığı kabullenemeyen Müslümanlığa karşıydı.

 

Devrimcilik

Atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden biri de devrimcilikti. Bu ilkenin anlamı Türkiye'nin devrimler yaptığı ve geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlar ile değiştirmiş olması gerçeğiydi. Geleneksel kavramların bir kenara bırakıldığı ve modern kavramların benimsendiği anlamına geliyordu. Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınmalarının çok ötesine geçti.

 

Milliyetçilik

Kemâlist devrim milliyetçi bir devrimdi. Kemâlist milliyetçilik ırkçı bir yapıda değildi. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesi idi. Bu milliyetçilik, tüm diğer milletlerin bağımsızlık haklarına saygılı idi. Yine bu milliyetçilik, sosyal içerikli bir milliyetçilikti. Yalnızca antiemperyalist değil, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine karşı olan bir milliyetçilikti. Temelinde Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanan bir milliyetçiliktir.

 

Devletçilik 

Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesinin de devletin ülkenin genel ekonomik faaliyetlerini düzenlemesi ve özel sektörün girmek istemediği, yetersiz kaldığı veya ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara yine devletin girmesi gerektiği anlamında yorumlanmaktadır.